İstanbul Modern ve Bienal Günlüğü

October 23, 2017

"İyi Bir Komşu" bienaline İstanbul Modern ile devam ediyoruz. Herkesin merakla beklediği ve takip ettiği İstanbul Modern Sanat Müzesi'ndeki eserler de muhteşem bir şekilde büyülemeye devam ediyor. Mekan itibariyle daha geniş ve daha büyük eserler İstanbul Modern ile hayata geçirilmiş. Yine içlerinden en etkilendiklerimi sizlerle paylaşacağım. Ama bienal 12 Kasım'a kadar son sürat devam edecek. Diğer eserleri de kaçırmamanızı kesinlikle öneririm. 

 

 

İlk olarak tam karşımıza çıkan ve beyaz ile genişliğin ruhuna çeken sanatçı Yonamine, dev asa katmanlardan oluşan etkili kolajda Afrika ve Avrupa kentlerinde tanıklık ettiği kültürel etkileşim, ayrımcılık, gezginlik, toplumsal farklılaşma ve kentsel dönüşüm olgularını yansıtmış. Doğrudan sokaklarda ve kentlerden alınmış yerel imgeler bizleri farklı kültürlerin birleşimlerinden oluşan bir atmosfere sürüklüyor. 

 

 


Diğer bir bölümde beni en çok etkileyen ve bu konu yüzünden işi gücü bırakıp İstanbul'dan kaçma sebeplerimden biri olan kurumsal hiyerarşiye ithaf yapmış sanatçı Kemang Wa Lehulere, farklı ülkelerdeki gördüğü farklı renk ve geçmişe sahip insanların eğitimde ya da deneyimlerinde hissettikleri bölünmeleri ele almış. "Kuşların Konferansı" adlı bu enstalasyon tarihten silme girişimleri, artık var olmayan ülkelerden esinlenerek yapılmış on altı kara tahtada araştırılıyor. Yerde gördüğümüz 16 adetten oluşan kuş evleri ve okul sırası, hem günümüz toplanma özgürlüğüne getirilen kısıtlamalar hem de "hakikat-sonrası" ve kurumsal çatışmaların damga vurduğu bir çağda kurumsal ırkçılığın ve adaletsizliğin mirası mercek altına alınmış. (Bu bölümün net anlaşılması için cümleleri mekandaki açıklama panosundan özet halde birebir aldım.)

 

 

 

 

"İsimsiz" adlı çalışmasıyla sanatçı Fernando Lanhas, 1940'lı yıllarda Portekiz'de tanınmaya başlamış. Günümüzde daha çok ressamlığı ile bilinse de mimarlıkla da ilgilenmektedir. Ahşap üzerine fotoğraf eserinde ailesi için tasarlayıp inşa ettiği ev yer alıyor. Bu yapıtlar mimari formların katı formunu tasarımla fark yaratarak daha havalı, modern ve rasyonel bir boyuta taşıyarak ev içi duygu, mahremiyet, özdeşleşmek ve aşk dolu mekanlar haline getirmiş.

 

 

 

 

Ülkemizdeki güncel sorunlardan birine değinen bir eser daha. Ama biraz daha ilginç bir içerikile. Sanatçı Rayyane Tabet "Kil Ayaklı Dev Heykel" adlı bu eserinde bir dizi beton silindir ve sütundan oluşmuş. Sanatçının memleketi olan Beyrut'taki bir hurdalıkta bulunan bu sütunlar, kent merkezinde olan büyük bir ailenin evine ait. Hikayenin en ilginç kısmı ise; bir emlak spikülatörü, kentin gözde yerlerinde bulunan bu evi satın almak istiyormuş. Evin mirasçıları birbirine düşüp evin satılması imkansız hale gelince de gökdelen dikecek müteahhit, Beyrut'taki mülkiyet yasalarına göre çatısı olmayan evin ya tamamen yenilenmesi ya da satılması zorunlu hale getiren yasayı kullanarak, bir akşam işçi tutup evin çatısını yıktırmış. Bu hikayeden de bana göre, günümüzdeki mimarilerin ve doğal alanların yıkımı sonucu ortaya çıkan rant kavgaları ile alanlara verdiği zararları farklı bir boyutta görmekteyiz. 

 

 

 

 

Ve en eğlendiğim bölümlerden birine geldik.  Türk tiyatro ve sinemasından unutulmaz filmleri, kendine has hatıraları, fotoğrafları ve videoları ile bizleri o zamanlara götürüyor. Lüküs Hayat, Vesikalı Yarim, Beyaz Mendil, Yalnızlar Rıhtımı...

 

 

 

Keyifli bir hafta geçirmeniz dileği ile... 

 

 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

TAKİP ET
  • logo
  • Black Instagram Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Twitter Icon
  • Black Pinterest Icon
ANAHTAR KELİMELER